Bisikletle Çağdaş Yaşam

Daha önceleri hep okuduğum ve duyduğum şehirlerdeki kiralık bisiklet ünitelerini ilk kez Londra gezisi yaptığımda canlı canlı görmüştüm. Londra’da şehrin neredeyse her sokağında kiralık bisiklet alabileceğiniz bisiklet otomatları vardır. Kredi kartınızla günlük, haftalık ve hatta yıllık gibi belirli süre abonelikler satın alarak tüm şehirdeki bisikletleri kullanma hakkı edinebiliyorsunuz bu ünitelerden. Hal böyle olunca da hem o şehrin yerlileri hem de turistler için bir yerden bir yere gitmek büyük bir kolaylık oluyor İşte bisikletle çağdaş yaşam bu olsa gerek.

Londra’daki şehir bisikletleri projesinin aslında bir hikayesi de var. Londra belediyesi 2000 lerin başlarında, dünya obeziteyle savaşırken halkı hareket etmeye yönlendirmek için bu projeyi geliştirmiş. Bununla eş zamanlı olarak İngiltere bisiklet takımının aldığı küresel başarılarla da gelince insanların bisiklete olan sevgisi ve ilgisi artmış ve kitlesel bir bisiklet sevdası ortaya çıkmış. Londra’daki bu durumu gören diğer dünya şehirleri de kiralık bisiklet üniteleri projesini başlatmış. Şuan dünyanın birçok önemli şehrinde bu üniteleri görebiliyorsunuz.

Peki gelelim ben bunları neden yazıyorum? Aslında bu yazıyı yazmak istememin ana nedeni geçtiğimiz haftasonu İstanbul Yeşilköy sahilinde belediyenin yaptığı bisiklet ünitelerini yıkık dökük halde görmem. İnanın o manzarayı görünce, hani beylik laflar vardır ya, “bizden adam olmaz” “bize böyle şeyler çok arkadaş” işte bu lafları etmekten alıkoyamadım kendimi. Diyorum ki; bu kadar milyonların yaşadığı şehirlerde sokaklarda binlerce kiralık bisiklet var. Hepsi sapasağlam duruyor ve aktif olarak kullanılabiliyorken bizim insanımız neden bu tavrı gösteriyor. Bunu gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum.

ibb bisiklet

İBB Bisiklet Üniteleri İlk Hali

Bu resmin son halini çekemedim maalesef. Yeşilköy-Florya sahile gidenler göreceklerdir harabeyi.

Bisiklet Şehri Amsterdam – Bisikletle Çağdaş Yaşam

Mesela Amsterdam’a bakalım.. Yaklaşık 1.5 milyon nüfuslu şehirde 1 milyon civarında bisiklet olduğu tahmin ediliyor. Yani neredeyse herkesin bir bisikleti var. Ha buradaki konu bisiklet sahibi olmak değil, onu hayatının orta yerinde tutmak. Oradaki insanlar hayatlarını bizim gibi araba tepesinde değil, bisikletle yaşıyorlar. İşlerine bisikletle gidip geliyorlar.

Amsterdam Bisiklet 3
Bu kadar arabaya nasıl bir otopark gerekirdi?

Geçtiğimiz yıl Amsterdam’da yaşayan bir arkadaş edinmiştim. Ben ona yeni arabamdan bahsederken o bana yeni bir bisiklet almayı planladığını söylemişti. İşte adamlardaki bakış açısı, basit yaşam mantığı bu. Bu kişi bize göre gayet iyi para kazanan biri ve hayatı boyunca hiç arabası olmamış, “gerek yok” diyor.

Amsterdam bisiklet 2

İstanbul’da Bisiklet

Amsterdam kısmında yazdıklarımı okuyan sizlerden şuan duyar gibiyim 🙂 “iyi de İstanbul’da bisiklet kullanmak kolay mı?” “Arabaların bisikletlere saygısı mı var” ” İstanbul’da bisiklet yolu vardı da biz mi kullanmadık :)”

LA Bisiklet
Los Angeles’ta yol var adamlar kullanıyor 🙂

Aslında bu sorularda haklısınız. Hepsi de doğru. Ama önemli olan şu aslında. Bu olay, Londra’daki gibi topyekün bir hareketle, kültürle başlıyor. Sen al bir bisiklet ve bir yerden başla bakalım. Belki senin gibi onbinler de aynı şeyi yapmaya başlarlar. Belediyeler de halkın ihtiyaçları doğrultusunda bisiklet yollarını, trafik düzenlemelerini yapacaklardır inancındayım. Ama emin olun siz bir bisiklet alıp işe bisikletle gidip geleceğim deseniz önce aileniz ve etrafınızdakiler size bu lafları söyleyecekler ve sizi caydırmaya çalışacaklar. Caymayın, direnin 🙂

2 Teker Üzerinde Yaşam

Yok böyle 2 teker değil. Bu şaka :) :)
Yok böyle 2 teker değil. Bu şaka 🙂 🙂

Bu kadar bisiklet dedim ama bir sorsanız “sen bisiklete biniyor musun? Hayatını bisikletle mi idame ettiriyorsun?” diye aslında hayır 🙂 ama sempatiyle bakıyorum, destekliyorum, seviyorum 🙂 Ben uzun yıllar motorsiklet kullanmış biriyim. Kısa bir ara verdim inşallah yakın zamanda tekrar 2 tekere döneceğim. Trafik 1 arabadan daha kurtulacak yani 🙂 Hani yukarıda dedim ya siz yapmak isteseniz çevreniz müsade etmez. İşte motora başlarken aynılarını da ben yaşadım. “Oğlum ölürsün” “bu tehlikeli trafikte ne motoru allasen” gibi gibi gibi..

Siz bunlara kulak asmayın. Siz bisiklete binmeye başlayın ki çocuklarınız da sizden görsün onlar devam etsinler. Benim motorcu ekibimizde bir abim vardı. Kendisi, eşi, oğlu ve gelini hepsinin ayrı ayrı motorları vardı ve 4 kişi gezilere geliyorlardı. Küçük oğlunun da motor almak için yaşının dolmasını bekliyordu. Şimdi Size sorarım Romalılar 🙂 Bizim çevremizdekiler bizi düşünüyor da bu adam çocuklarını düşünmüyor mu?

İstanbul Trafiğine Çözüm: Bisiklet ve Motorsiklet

Konu nerden başladı nereye geldi değil mi? 🙂 Ben bu yazıyı yazarken IBB trafik uygulamasında İstanbul’da trafik yoğunluğu %90 olarak görünüyordu. İstanbul’da yaşamayanlara açıklıyım 🙂 100 yoldan 90’ı kapalı demek. Yani 10km mesafe 2 saat sürüyor demek. Umarım trajedinin boyutunu anlatmaya yetmiştir. 🙂

istanbul trafik

Trajedi dedim, aslında vahşet inanın. Bu akşam milyonlarca insan evinde saatlerce geç gidecekler. Neden? Araba bolluğundan, rahatımızdan, umursamazlığımızdan.

İşte bu kadar trafiğe artık radikal çözümler gerekiyor. Bu çözümlerin başında da bisiklet, motorsiklet gibi yer kaplamayan, çevreyi kirletmeyen veya az kirleten araçlar geliyor. Bunları kullanacak bisiklet yolları geliyor. İnsanları araba kullanmaktan uzaklaştıracak adam gibi önlemler geliyor. Mesela Londra’da zone1 denen şehir merkezine arabayla girişin bir bedeli vardır. Hatırı sayılır bir bedel. Bu nedenle de birçok insan arabasını oraya sokmaz. Amsterdam’da otopark azlığı ve pahalılığı nedeniyle insanlar araba kullanmaz bisiklete binerler.

İstanbul Bisiklet
Birara bu proje vardı. Çalışıyor mu?

İşte siz de bu İstanbul’a bu şekilde kurallar getirirseniz bir süre sonra zaten sürücüsüne de trafikten ötürü eziyet olan bu arabalardan vazgeçmek zorunda kalır insanlar ve bir 2 teker kültürü doğar bu şehirde. Hem insanlar fiziken daha sağlıklı olur, hem de trafikten kurtulup ruh sağlıkları hala yerinde kalır 🙂

Yazıya kiralık bisiklet üniteleriyle başladık, İstanbul trafiğiyle bitiriyoruz gibi oldu ama aslında en başta belirttiğim konu bir kültürün oluşması konusuydu. Dünyanın her yerinde yürüyen bir proje Türkiye’de başarısız oluyor, insanlar tarafından kırılıp dökülüyorsa buradaki sorun bu işin yapmak için yapılmış olması. “Biz onu oraya koyalım da koymadık olmasın” olarak bırakılması..

Bir işi yapacaksan topyekün yapacaksın. Hani derler ya “Ya tam yap adam gibi, ya da hiç yapma!” İşte öyle birşey..

Selamlar..

NOT: Bu arada o şehirlerdeki bisikletlerin üzerine alınan reklamlardan (Londra: Barclays gibi..) belediyeler yıllık milyonlarca dolar ek gelir kalemi yaratmış oluyorlar. Söylemeden edemeyeceğim. Türkiye’deki belediyelere duyrulur.

Melih BİLDİREN

 

Bizi sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

https://www.facebook.com/dunyabuyuk

https://instagram.com/dunyabuyuk/

https://twitter.com/dunyabuyukcom

Hakkında Melih

Melih
Çanakkale’de doğmuş, hayatının 20 yılını İzmir’de geçirmiş, İstanbul’da yaşayan, D.E.U. İşletme Fakültesi Mezunu, Pazarlama İletişimi neferi, Havacılık tutkunu, Motosiklet aşığı, Pozitif, Gülmeyi ve konuşmayı seven, Ceren’in eşi,

Bunu okudunuz mu?

2015 Yılı Nasıl Geçti ?

Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda Dünya Büyük dedik ve Ceren’le birlikte dünyayı yeniden keşfetmek için yola …

Dünyanın En Yüksek 10 Binası

Yüksek binalar her zaman şehirler için övünç kaynağı yapılar olmuştur. İnsanın doğasındaki “hep daha fazlasını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.