Avrupa’nın Başkenti Berlin Gezisi

Avrupa’nın Başkenti Berlin Gezisi – Dört Ülke Dört Başkent yazı dizimin belki de en çok merak ettiğim başkenti ve gezi rotamızdaki son durağımız olan Berlin ile karşınızdayız. Berlin Gezisi yazıma başlamadan önce Almanya’nın son yüz yıllık zaman dilimine baktığımızda iki büyük dünya savaşının ana unsuru olduğunu ve dolayısıyla en çok etkilenen ülke olduğunu belirtelim. Berlin’deki gözlemlerimizi anlatırken böyle bir geçmişin üzerine Almanların nasıl bir seviyede olduğunu tahmin etmeyi ise size bırakıyorum 🙂


Öncelikle Hap Bilgilerle Berlin Gezisi ;

  • Berlin Almanya’ nın başkentidir
  • Para birimi Para birimi Euro (€)
  • İstanbul-Berlin arasındaki saat farkı 1, Türkiye’den 1 saat geride
  • Kış ayları ortalama sıcaklık 2-3 °C. Yaz ortalaması ise 18-19 °C
  • İstanbul’dan uçuş süresi yaklaşık 2 saat 10 dakika
  • Prag Florenc Otobüs Terminali ’den Berlin Südkreuz Otübüs Terminali’ne yaklaşık 4 saat 10 dakikalık bir yolculuk ile geçiş yaptık. Avrupa’ nın diğer şehirlerinden Berlin’ e otobüs seyahatiyle gelmek isteyenler için Berlin Südkreuz Otobüs Terminali ulaşım ve merkeze yakınlık için gayet uygun durumda
  • Gezi rotanızda, Çek Cumhuriyeti üzerinden Berlin’ e geçmek isterseniz yol üzerindeki Dresden şehrini de planlarınıza ekleyebilirsiniz.
  • Berlin seyahatiniz için minimum 3-4 gecelik bir plan yapılmasını tavsiye ederim
  • Berlin şehir merkezi tam anlamıyla dümdüz. Doğal bir yükselti bulma ihtimaliniz sıfır 🙂 Bu yüzden sokaklardaki belirli noktalardan günlük bisiklet kiralayıp dolaşmak güzel bir alternatif olabilir.

Berlin’de Konaklama;

Berlin genel olarak Orta Avrupa şehirlerine göre daha kalabalık ve metropol diyebileceğimiz seviyede. Bu yüzden Berlin Gezisi yapıyorsanız konaklama için otel ve hostel olanakları bütçenize göre çok geniş bir yelpazede bulunuyor. Mitte bölgesi Berlin’in kalbi diyebiliriz .Bu yüzden konaklama için idealdir. Kolayca ulaşım sağlanabilen daha birçok otel ve hostel seçeneklerine buradan ulaşabilirsiniz.

Bizim konaklama tercihimizi buradan inceleyebilirsiniz.

Kaldığımız hostel için burada ayrı bir parantez açmak istiyorum. Alexanderplatz konumuna yürüyüş ile 5 dakikalık bir mesafede yani gayet merkezi. Ayrıca genel hostel konseptinden ayrı olarak çok daha temiz, konforlu ve çalışanların ilgi alaka düzeyi üst seviyede. Sadece çoklu yatakhane sistemi olmamakla birlikte iki ya da üç kişilik odalarda mevcut. Berlin’ de bulunduğunuzda tercih etmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Berlin’de Ulaşım;

Berlin, Almanya’nın en büyük şehridir. Yaklaşık 3,575 milyon kişi Berlin’ de yaşamaktadır. Bu yüzden ulaşım ağı oldukça geniş. Şehri tamamıyla saran “U Bahn” ve “S Bahn” isimli iki ana metro hattı bulunmaktadır. Gezilecek yerler rotanızda yürüyerek ulaşım Berlin’ de çok mümkün değil. Metro istasyonları genellikle 2-3 kat ray sistemi şeklinde hizmet veriyor ya da bir durakta aynı ray üzerinde birbirinden farklı metrolar ile farklı rotaya ulaşım sağlanabilmekte. Özellikle inip bineceğiniz durakları telefon uygulamalarından baksanız bile karıştırma ihtimaliniz oldukça fazla. Tavsiyem duraklardaki yolculara devamlı olarak gitmek istediğiniz yeri sorarak ilerlemeniz. İşte Berlin’ in muhteşem, biz turistler için bir o kadarda karışık ulaşım ağı haritası…

Berlin Gezilecek Yerler;

  • Brandenburger Tor
  • Reichstag (Parlemento Binası)
  • Berliner Dom (Berlin Katedrali)
  • East Side Gallery & Berlin Duvarı
  • Checkpoint Charlie
  • Kurfürstendamm (ku’damm) (Alışveriş Cadddesi)
  • Holocaust Anıtı
  • Alexanderplatz
  • Potsdamer Platz
  • Kreuzberg
  • Mustafa’s Gemüse Kebap
  • Ihlamurlar Altında (Under der Linden)
  • Charlottenburg Sarayı

Berlin Gezisi İlk Gün;

Berlin’ e öğle saatlerinde varıyoruz. Südkreuz otobüs terminalinden metro ile ilk olarak hostelimize geçiş yapıyoruz. Konaklama yaptığımız hostel Alexanderplatz noktasına çok yakın olduğu için Berlin’ deki ilk durağımız orası oluyor. Alexanderplatz çok canlı ve gece geç saatlere kadar hareketli. Alışveriş ve fast food dükkânları bolca mevcut. Dolaşırken yönünüzü bulabilmenizi sağlayacak olan ve 12.5€ karşılığında manzara izlemek isteyenler için Berliner Fernsehturm, yani televizyon kulesi de yine buraya çok yakın konumda bulunuyor. Biz Alexanderplatz’ dan yürüyerek Mitte bölgesi sınırları içerisinde Müzeler Adası’na doğru ilerliyoruz.


Berlin Gezisi – Alexanderplatz

Bu bölge Pergamonmuseum, Altes Museum, Bode-Museum, Neues Museum gibi dünyaca ünlü müzelere ev sahipliği yapıyor. Tarih ve sanat düşkünleri için “cennet bölgesi” diye tanımlasak sanırım yanlış olmaz. 1880’li yıllarda Osmanlı padişahının ihmali üzerine Bergama bölgesinden kaçırılan ve Berlin’ e getirilen Tanrıların ve İnsanların Tanrısı Zeus’a adanan tapınak olan ünlü Zeus Sunağı buradaki Pergamonmuseum’ de sergilenmektedir. Umarım bir gün ait olduğu topraklara bu eserleri geri getirebiliriz diyerek bu bölgenin en önemli yapısı Berlin Katedrali’ne geçiş yapıyoruz. Neo-Barok tarzdaki bu yapıdan çan kulesi ile Mitte çevresi manzarasını gözlemlemek mümkün.

Hava karardıktan sonra hedefimiz, gece ışıklandırmasıyla daha güzel göründüğüne inandığımız şehrin simgelerinden Brandenburger Tor. Brandenburger Kapısı’na bir ucu Berlin Katedrali olan Under der Linden Caddesi’ni kullanarak geçiyoruz. Bir kilometreden fazla uzunluktaki Under der Linden (Ihlamurlar Altında ) şehrin en eski ve en büyüleyici caddesi konumunda. Bu cadde bizi doğruca Brandenburger Kapısı’na çıkarıyor. Tahmin ettiğimiz üzere gece olmasına rağmen Berlin’deki turist yoğunluğunun en fazla olduğu bölge. Brandenburger Kapısı’nın olduğu alan içerisinde Reichstag (Parlemento Binası) da bulunmakta. Burayı da ziyaret etmeden Berlin Gezisi yaptım demeyin bizden söylemesi 🙂

Berlin Gezisi İkinci Gün;

Berlin’deki ikinci günümüze başlamadan iki önemli gözlemimi belirtmek istiyorum. İlki herkesin malumu Türk nüfusu oldukça fazla. Marketinden restoranına kadar her yerde Türk vatandaşlarımıza karşılaşmanız mümkün. İkincisi ise oldukça fazla inşaat ve restorasyon çalışması var. Berlin’de yaşayanlardan duyduğumuz son 4-5 yıllık süreçte inşaatların hiç eksik olmadığı. Sanırım topyekûn bir yenilenme çalışmaları yapılıyor.

Berlin’ de uyandığımız günün ilk adresi bir zamanların “Utanç Duvarı” olan şimdinin ise en renkli yeri East Side Gallery oluyor. Şehri 13 Ağustos 1961’den 9 Kasım 1989’a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ayıran 46 km’lik duvarın şuanda anıt olarak kalan kısmının uzunluğu sadece 1.3 km. Alexanderplatz konumundan 15 dakikalık bir mesafede bulunan anıtı, 20’den fazla ülkeden gelen sanatçının muhteşem ötesi çizimleri ve barış mesajlarını inceleyerek geçebilirsiniz. Yürürken burada bulunan çok sayıda turist gibi instagram hesabınız için güzel kareler yakalayabilirsiniz.

Berlin’de Alışveriş;

Berlin’de alışverişin kalbi olarak Kurfürstendamm (ku’damm) caddesini söyleyebiliriz. Eskiden eğlencenin merkeziyken şimdilerdeyse alışveriş bulvarı haline gelmiştir. Zara, Bershka  gibi her kesime hitap eden markalarla Valentino, Chanel gibi tasarım markaları bir arada cadde üzerinde bulabilirsiniz. Ayrıca PotsdamerPlatz Berlin’in ünlü meydanlarından biridir. Birçok alışveriş merkezinin bu meydan çevresinde olmasıyla hem turistlerin hem de Berlin halkının yoğun ilgisini toplamaktadır. Mall of Berlin bu alışveriş merkezlerinden biri konumunda. Özellikle alt katlarında bulunan büyük süpermarketlerden çok çeşitli ve farklı lezzetlerdeki çikolatalardan almadan Türkiye’ye dönmeyin derim.


‘Küçük İstanbul’ Kreuzberg;


Alışveriş noktalarını geride bırakarak Türk Mahallesi olarak bilinen Kreuzberg’e devam ediyoruz. Kreuzberg merkezine geldiğinizi Türkçe levhaların sayısının arttığından kolaylıkla anlayabilirsiniz. Sokaklarda dolaşırken küçük bir İstanbul havası almamanıza imkan yok. Gerçekten Berlin’in çok kültürlü yapısını gösteren bir bölge durumunda. Buraya kadar gelmişken açlığımızın etkisiyle çok ünlenen Mustafa’s Gemüse Kebap’a gitmeden olmaz diyoruz. Ne de olsa ünlü marka “Diesel” ile yaptığı işbirliğini ve reklam filmini hala hatırlıyoruz 🙂

Biz sadece ismini biliyorduk ve gittiğimizde büfeyi görür görmez sıraya girdik. Sırada İtalyan’ından İspanyol’una her milletten insan mevcut. “Adam ne ünlenmiş be” deyip ufak ufak “günde şu kadar satsa 4€’dan şu kadar kar yapar” tarzındaki hesaplarımız arasında sıranın bize gelmesiyle şok olduk. Sebzeli tavuk döner için hayatımızda ilk defa yaklaşık 1 saat sıra beklediğimizi fark ettik 🙂 Neyse ki lezzet açısından gayet başarılı olduğunu sonradan anlıyorsunuz.


Temsili Kontrol Noktası Checkpoint Charlie;

Hayal kırıklığımızı giderdikten sonra Berlin Gezisi turumuzda Berlin Duvarı’ndan kalan son önemli bölüm Checkpoint Charlie’ye doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz. Checkpoint Charlie Amerikan Ordusu tarafından 1961-1990 yılları arasında Doğu-Batı geçişlerini kontrol amacıyla yapılmış. Birçok diplomat, gazeteci ve diğer yabancı ziyaretçiler bu kontrol noktasından Doğu Almanya’ya geçiş yapmış. Şu anda ise kontrol noktasını simgelemek amacıyla o noktada duran Amerikan askeri görünümlü kişiler ile 2 € karşılığında fotoğraf çektirebilirsiniz. Ayrıca buradayken temsili kontrol noktasını hemen geçince bulunan devasa McDonald’s bize “kapitalizm burada” mesajını mı veriyor diye düşünüyorsunuz.

Güneş batarken Berlin’ deki son noktamız Holocaust Anıtı oluyor. Naziler’in gerçekleştirdiği soykırım sırasında hayatını kaybeden 6 milyon Yahudi’ ye adanan Holocaust Anıtı, 19 bin metrekarelik alan içerisinde 2.711 beton bloktan oluşmaktadır. Yükseklikleri değişen bu beton bloklar arasında dolaşıp çok acılar çekilmiş dönemin hatırasını inceleyebilirsiniz.

Orta Avrupa’nın en önemli dört başkentini gezme-deneyimleme fırsatı bulduğumuz bu tatilimizde tam olarak amacımız bir “flâneur” olmaktı. Tanım olarak “şehrin caddelerinde herhangi bir yere varmayı hedeflemeden sadece şehri tecrübe etmek için gezinen kimse” olarak bildiğimiz kavram ile Charles Baudelaire’den alıntı yaparak Berlin yazımızı bitirelim.

“Kusursuz flâneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. Evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak…’’

Dört Ülke Dört Başkent yazı dizisine buradan ulaşabilirsiniz.

Hakkında Erkan Ulman

Erkan Ulman
• İzmir’de doğan • İzmir, Manisa ve Ankara’da yaşamış • Hacettepe Kimya Mühendisliği mezunu • Her daim müzik dinleyicisi • Davranışsal iktisat meraklısı • Gözlem yapma aşığı • Şu sıralar biraz blues ve roman

Bunu okudunuz mu?

Fethiye Gezilecek Yerler

İnsanoğlunun aklına tatil denince ilk akla gelen deniz, kum, güneş üçgenin buluşması gelir. Malum yoğun, …

Madrid Gezilecek Yerler

Bu şehri anlatmaktan da yazmaktan da asla bıkmam gibi geliyor, yeri bizde bir ayrı. Cerenle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.