Uzak Doğu’nun bizden şehri Seul’e gitmek için 7 karşı çıkılamaz neden

İlk olarak hemen şunu söyleyeyim Güney Kore bizden vize istemeyen ülkeler arasında. Yalnızca bu bile yeterince sağlam bir neden değil mi? Vizeyle uğraşmaktan sıkıldıysanız, Uzak Doğu kültürüne merakınız varsa ve sizi kendilerindenmiş gibi karşılayacak bir şehre gitmek istiyorsanız Seul tam size  göre. Bitti mi; bitmedi! Güleryüzlü Seullülerle dolu bu şehri görmek için daha dolu dolu 7 nedenimiz var.

Uzak rotanın yakın şehri

Hatırlarsınız vaktizamanında NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermiş, Güney Kore, bizim de içinde bulunduğumuz Birleşmiş Milletler ordusu tarafından savunulmuştu. Güney Koreliler de bunu unutmamış olacaklar ki  Türk olduğunuzu söylediğinizde yüzlerinde kocaman bir gülümseme beliriyor. Sizi nereye oturtacaklarını şaşırıyorlar. Zaten bizim gibi misafirperver olan Koreliler, daha bir yakın davranıyorlar. Kendinizi ikinci vatanınızda gibi hissediyorsunuz desek abartmış olmayız.

Kültürel uyum

Koreliler yalnızca tarih bakımından değil kültür açısından da bize oldukça yakınlar. Büyüklere karşı çok saygılılar örneğin; metroda yaşlılar için ayrılmış olan koltuklara boş olsa bile oturmuyorlar. Yabancılara gösterilen hoşgörü ve güleryüz de tıpkı bizdeki gibi. Örf ve adetlerine çok düşkünler; aile bağları bizde olduğu gibi sağlam. Aslında Seul için değişim ve gelenek bir arada diyebiliriz. Teknoloji ve robotik uygulamalarda çok ileri seviyede olmalarına karşın denge temelli yaşam felsefelerinden de ödün vermemişler. Yaptıkları her şeyde denge ve uyumu gözetiyorlar.

Bir gurur abidesi

Seul’de kendinizi evinizde gibi hissedeceğinizi söylemiştim. Bu şehir sizi hem sarıp sarmalayacak hem de gururlandıracak. Nasıl mı? Deoksugung’dan Gyeongbokgung Sarayı’na giderken solunuza dikkat edin. Burada Kore Savaşı’nda Güney Kore’yi savunmak uğruna hayatını kaybetmiş olan askerler için düzenlenmiş bir alan var; Gwanghwamun. Bu meydanda savaşın hikayesi anlatılıyor; o döneme ait fotoğraflar sergileniyor. İçlerinde Türk askerlerinin ülkeye gelişlerine dair fotoğraflar da var. Altlarında İngilizcenin yanı sıra Türkçe açıklamalar da yer alıyor. Bayrağımız ise fotoğrafların hemen yanı başında dalgalanıyor.

Genellikle uzun uçuşların çok pahalı olabileceği için ucuz Seul uçak bileti bulmak için erkenden rezervasyon yaptırmanız ve Enuygun.com gibi bilet karşılaştırma servislerini kullanmanızı öneririm.

İpek Yolu’nun izinde 

Seul’de bizdekinin aksine imparatorluk döneminden kalma yapılara oldukça iyi bakmışlar. Şehrin dört bir yanında Joseon Hanedanlığı’na ait saraylar var. Bunların en büyüğü ve eskisi 14. yy’a tarihlenen, göletlerle çevrili Gyeongbokgung. Sarayın çevresinde geleneksel kıyafet ve silahlarıyla nöbet tutan askerler saatte bir görkemli bir seremoniyle görev değişimi yapıyor. Kaçırmayın derim. Seul’de hanedanlık döneminde yapılmış 4 saray daha var. Tıpkı İstanbul gibi bu şehrin de pek çok kapısı var. Bunlardan en eski olanı Sungnyemun Kapısı. Uzakdoğu mimarisini tüm detaylarıyla yakından inceleyebileceğiniz bu saraylar, gökdelenlerin arasında birer zaman tüneli gibi.

Tanıdık bir mutfak

Koreliler mutfak kültürü olarak da bizim gibiler; baharat, turşu ve sarımsağı çok seviyorlar. Yemekleri çok yağlı değil ama oldukça baharatlı. Tam anlamıyla çorbacılar. Pirinç, balık ve et de vazgeçilmezleri arasında. Meze kültürleri oldukça gelişkin. Hemen her öğünde ana yemekle birlikte meze de oluyor masada. Hele bir acı biber ezmeleri var ki düşkünleri müptelası olabilir. Çorbalar hariç çubuklarla yemek yenilen bir mutfağa sahip, Seul. Fast food da var ancak yerel halk pek tercih etmiyor. Bizden en önemli farkları yemeklerde özellikle de çorbalarda köpek eti kullanmaları. Dana eti kullananlar da var. Bu nedenle yemeden önce mutlaka sorun. Yiyemem, içim rahat etmez diyorsanız Seul’de özellikle de Itaewon semtinde Türk lokantaları var. Kebap bile bulabilirsiniz.

Seul’deki Eminönü

Şehrin kalbindeyiz; Myeongdong’da. İstiklal Caddesi’ni düşünün, bu görüntüye biraz da Eminönü havası ekleyin. İşte Myeongdong tam olarak böyle bir yer. Aklınıza gelebilecek her şeyi bulabileceğiniz bu semtte büyüklü küçüklü pek çok dükkanın yanı sıra sokak satıcıları da var. Trafiğe kapalı olan bu caddelerde dolaşıp renkli kareler yakalayabilir, gerek sokak tezgahlarında gerekse restoranlarda pek çok yerel lezzetin tadına bakabilirsiniz. Myeongdong’da dünya mutfaklarını deneyebileceğiniz çok sayıda restoran da var.

Gangnam Style’ı deneyin

Koreli şarkıcı PSY’nin “Gangnam Style” şarkısını hatırlıyor musunuz? İşte bu şarkı, adını, şehrin kalabalık alışveriş noktalarından biri olan Gangnam bölgesinden almış. Şık giyimli Korelilerin arzıendam ettikleri geniş bir cadde ve iki sıralı mağazalardan oluşan bölgede, yemek ve dinlenmek için çok sayıda kafe-restoran da var. Aklınıza hemen Bağdat Caddesi gelmesin, o kadar lüks değil çünkü. Gangnam’a 20 dakika mesafede bulunan Dosan’da çok daha fazla seçenek var. Her yerde PSY’nin başını çektiği, Kore’nin pop müziği diyebileceğimiz K-pop tarzı parçalar çalıyor. PSY’yle tanıdığımız orijinal dans figürleri de neredeyse milli dansları haline gelmiş durumda.

Hakkında Melih

Melih
Çanakkale’de doğmuş, hayatının 20 yılını İzmir’de geçirmiş, İstanbul’da yaşayan, D.E.U. İşletme Fakültesi Mezunu, Pazarlama İletişimi neferi, Havacılık tutkunu, Motosiklet aşığı, Pozitif, Gülmeyi ve konuşmayı seven, Ceren’in eşi,

Bunu okudunuz mu?

Pasaport Fiyatında Birinciyiz

2 gün önce dünyaca ünlü istatistik sitesi Statista‘nın yayınladığı araştırmaya göre nur topu gibi bir …

Türk Hava Yolları 55 TL Kampanyası

Malum son dönemde ucuz bilet kampanyaları konusunda epey duyuru yaptık. Maksat herkes rahat rahat gezsin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir